26 Mart 2017

BRUXELLES







Belçika`nın başkenti Brüksel. Birkaç yüzyıl önce bataklığın kurutulması sonucu ortaya çıkmış ve adı bataklığın içindeki yerleşim yeri anlamına geliyormuş.





Bir çok tarihi binaya sahip olan bu şehri gezmek için biraz zaman ayırmanız gerekli. Hemen hemen her yerde tarihin izlerini görebiliyorsunuz.








Guildhouse, Grand Place meydanında bulunan gösterişli yapılardan bir tanesi. 


Grand Place şehrin en önemli ve en hareketli meydanı. Aynı zamanda bir çok tarihi bina ile çevrili. Meydanın ortasında durduğunuz zaman döne döne fotoğraf çekebilirsiniz.





Hotel De Ville yani belediye binası,  13. yüzyıldan kalma gotik mimarisi ile göz dolduran 96 metrelik asimetrik bir kuleye sahip olan bir yapı. Maison De Roi ve Le Renard Lonca evi de bu meydanda yer alıyor.





Aziz Micheal ve Aziz Gudula Katedrali,  Aziz Gudula` nın kutsal hazinesi buraya getirildiği için bu isim verilmiş. Şehirdeki diğer tarihi binalar gibi bu da gotik özellikler taşımakta. 








Müzik Aletleri Müzesi Mim, müzik aletlerinin tarih içinde nasıl şekillendiğini görmeniz için güzel bir fırsat. Bu aletler içinde bize çok tanıdık olanları görmek güzeldi. 





Train World da bir müze. Belçika ve komşu ülkelerdeki tren ağının gelişimini ve demiryolu teknolojilerini, kullanılmış eski trenleri sergileyen bir bina.   

   



Atomium 1958 yılında Expo etkinliği için altı ay sonra kaldırılmak üzere yapılmış ve sonra Brüksel` in önemli sembollerinden biri olmuş. En üst kattan bütün şehri panoramik olarak izleyebilirsiniz. Dokuz çelik kürenin birleştirilmesi ile oluşur. Demirin kristal kafes yapısının 165 milyar kez büyütülmesi ile oluşmuş bir yapı. Waterkeyn modern çağı temsil eden atomun yapısını hissederek bu yapıyı tasarlamış.





Palais Royal De Bruxelles, Kraliyet ailesinin önceden kaldığı, çok sayıda odası ve çok güzel bir bahçesi olan bir saray. 





Mont Des Arts, şehri tepeden seyredebileceğiniz bir park alanı. Güzel fotoğraflar çekilebilir.





Place Royale, Mont Des Arts alanının hemen arkasında ve şehrin manzarasını gören bir yerde.




Basilique Du Sacré- Coeur De Bruxelles, ilginç mimarisi ile hemen fark edilen bir kilise.





Musee De La Ville De Bruxelles, şehrin hikayesini anlatan fotoğraflar, resimler ve haritaların bulunduğu bir müze.





Palais De La Bourse, Brüksel borsa binası.





Manneken Pis, Brüksel`in en önemli sembollerinden birisi bu küçük çocuk heykeli.





Avrupa Parlamento binası, Avrupa Birliği`nin resmi organlarından bir tanesi olan bina.





St. Nicholas Kilisesi 





Notre Dame De La Chapelle 





Tarih kokan geziniz sırasında burnunuza buram buram vanilya kokuları gelirse şaşırmayın. Waffel bu şehrin bir diğer sembolü. Bir çok sokakta olduğu için bu koku sanki şehrin parfümü olmuş. Tatlısı bol kremalı ve meyveli, tuzlusu da bildiğimiz tost gibi bol peynirli ve çeşitli garnitürlerle servis ediliyor.





Ve çikolatalar da var tabii... Çikolata satan bir çok dükkana rastlayabilirsiniz. 





Ve makaronlar...





Danteller de waffel ve çikolata kadar ünlü. Vitrinlerde uzun uzun incelemek isteyebilirsiniz.





Gotik mimarinin etkisindeki tarihi binalarının yanında kendine has binaları ile de sokaklarında fotoğraflar çekerek gezebileceğiniz güzel bir şehir...





Şehrin bir sembolü daha var ki hepimizin seyretmekten zevk aldığı Tenten. Tenten` in yaşadığı yerin,  yazarı olan Hergé`nin doğum yeri olan Brüksel olduğunu da şehrin her yerinde karşımıza çıkan Tenten figürlerinden öğrendik.











Ocak 2017








22 Mart 2017

SEBZELİ MÜCVER





Masanızda renkli renkli bir tabak görmek isterseniz sebzeli mücver yapmayı düşünebilirsiniz. 


Bu güzel tarif için Arda`nın Mutfağı`na çok teşekkürler...


Mısır unu kullandım ben ama asıl tarif unla. Yapması çok kolay...

İsterseniz farklı sebzeler de ilave edebilirsiniz.


MALZEMELER


1 tane rendelenmiş kabak


3 tane rendelenmiş havuç


1 tane rendelenmiş patates


1 su bardağı ince doğranmış renkli biber karışımı


3 tane yumurta


1 su bardağı mısır unu ( ya da normal un )


1 tutam ince doğranmış maydanoz


1 tutam ince doğranmış dereotu


Yeteri kadar tuz


Ve


Kızartmak için yeteri miktarda sıvı yağ


Yumurta ve un hariç bütün malzemeleri fazla sularını sıkarak geniş bir kaba alın. 

Yumurtaları iyice çırpın ve unu da ilave ederek iyice karıştırın. Bu karışımı sebzelerin üstüne dökün ve sebzelerle karıştırın.


Tuzunu da karıştırdıktan sonra bir kaşıkla bu karışımdan alın ve kızgın yağda kızartın.


İyice çırptığınız yoğurda bol nane ekleyerek hazırladığınız yoğurtlu sosla sebzeli mücverleri servis yapabilirsiniz. 


Ilık ılık olduğu gibi soğuduğunda da zevkle yiyebileceğiniz bir lezzet.





AFİYET OLSUN





21 Mart 2017

BRUGGE VE OOSTENDE




Brugge





Ortaçağ mimarisini günümüze kadar koruyan, Belçika sınırı içinde minik bir şehir. Dar sokaklar, renkli renkli boyanmış ve yan yana dizilerek uzun bir sıra oluşturmuş evler...











Sint- Jans Hospitaal çok eski yıllara ait ama günümüzde bir çok aletin sergilendiği eski bir hastane. Yüzyıllar öncesinde hastane olarak inşaa edilmiş ve şimdilerde müze olarak kullanılan gösterişli bir yapı.





Şehrin merkezinde tarihi bir meydan olan Markt; bir çok sokağın burada buluştuğu geniş bir alan. Meydanda Gotik, Rönesans, Barok ve Neo- Klasik eserleri görmek mümkün. Kiliseler, restaurantlar, cafeler meydanı daha da güzelleştiriyor.


İl mahkemesi, belediye binası, büyük isyanın kahramaları olan Jan Breydel ve Pieter De Coninck heykelleri de bu meydanda.





83 metre yüksekliğindeki çan kulesi şehrin bir çok yerinden görülebildiği gibi en tepesine çıkıldığında da bütün şehri rahatlıkla kuşbakışı seyredebileceğiniz bir bakış açısına sahip.








Cathedral Saint Sauveur De Bruges binaların arasından gizemli bir şekilde orada olduğunu hatırlatıyor.





Elbette ki çikolataları da ünlü...





Church Of Our Lady, Meryem Ana kilisesini de farklı konumlardan görebilmek mümkün.








Ve güzel atların faytonlarla yaptırdığı şehir turları. Şehrin dar sokaklarında gezerken şehri mi yoksa atları mı seyretmek daha güzel...



Oostende





Eğer aralık ayında gittiyseniz sisli ve soğuk bir hava sizi bekler. Böyle bir görüntü ile karşılaşabilirsiniz. Ancak dikkatli baktığınız zaman gemi direklerini görebileceğiniz ve orada bir deniz mi var diyebileceğiniz sisli bir hava. Dalgalı ve sis arkasında bir deniz ve uzun kumlu bir sahil...


Belçika`nın Manş denizi kıyısında bir sahil şehri.


Oostende plajı...


İngiltere`ye hızlı feribot ile geçilebildiği için yaz döneminde bir çok İngiliz turist günü birlik gelerek bu uzun kumlu sahilden ve yaz güneşinden faydalanıyormuş.









Limana yaklaşan balıkçı tekeneleri ve onları bekleyen, uçan, yürüyen, insanlarla beraber yaşamaya alışmış martılar. 





Ve eğer yemek için zamanınız varsa en taze deniz ürünleri ile bir öğün geçirmeniz tavsiye olunur.





Balık tezgahlarında bir çok farklı balığı bir arada görebilirsiniz. Tam anlamıyla balıkçı şehri...





Dar sokakları ve aralardaki heykelleri ile her zaman yeni ziyaretçilerini bekler...


















Aralık 2016




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...